Cehennem Köpekleri

Cehennem Köpekleri

azdılar yine; sıçrayıp ısırıyorlar,geri çekiliyorlar,etrafımda dolanıp sonra yine saldırıyorlar.

oysa ben kurtulduğumu sanıyordum
onlardan,beni unuttuklarını; ama
ÅŸimdi daha da
çoklar.

ve ben daha yaşlıyım
ÅŸimdi

ama köpeklerin yaşı
yok

ve herzamanki gibi
etinizi ısırmakla yetinmiyor
beyninizi ve ruhunuzu da
ısırıyorlar

bu odada
etrafımda dönüyorlar
ÅŸimdi.

harikulade
deÄŸiller; cehenem
köpekleri bunlar

ve sizi de
bulacaklar

ÅŸimdi
onlardan biri
olsanız
da.

Charles Bukowski

Mutluluk

Mutluluk

Mutlu, mutlu olmak, mutluluk. Nedir mutluluk, mutlu olmak.? İnsanların bu kelimeler için neler yaptıklarını hepimiz biliyoruz. Kimisi çabalarına çaba ekler, kimisi de farkında yada farkında olmadan kalp kırma yolunu seçerek mutlu olma çabasında. Mutluluğa giden yolda insanlar kendi hırsları kendi çıkarları için herşeyi yapabilecek düşüncededirler. Hiç bi zaman öteki yanı, mutlulukları için bıraktıkları boşlukları düşünmezler. Bu da kimi zaman bir kalp kırıklığına ve büyük üzüntülere kimi zaman da hayatlara mal olabiliyor. Okumaya devam et

Bir deli topuğunun çığlığı!

Alsancak en kalabalık günlerinden birini yaşıyodu. TelaÅŸlı yürüyenler etrafı kesenler kosuÅŸturanlar. Tam bir insanlık cümbüşü vardı sanki. Kimisi oturacak kafeler ve barların yolunu tutmuÅŸ kimisi ise karın doyuracak yerler peÅŸinde. Ama bu insanların tek bir ortak noktası vardı sadece. Hayattan, gündemden, çevreden ve en önemlisi ise Kıbrıs Åžehitleri Caddesi’ nde bir aÅŸağı bir yukarı turlayan şık giyinimli bayanın topuklarından yansıttığı çığlıkları, isyanı ve karşı çıkışlarını görememiÅŸlikleriydi. Bağırıyordu bu bayan isyan ediyordu gündeme, ezilmelere, altta kalmalara. Bu bayanı fark eden bir kaç kiÅŸiden öte deÄŸildi. Onlara göre ise bu bayan bir komünist, bi vatan haini yada bir deliydi. Anlatmak istediÄŸi her cümlesinde gülücükler ile tepki aldı. İnsanlar o kadın gibi olamadılar, o deli gibi akıllarını kullanmayı baÅŸaramadılar. Düşünemiyolardı. Ve umudunu yitirmeye baÅŸlamıştı o deli kadın! ÇaresizliÄŸe gidiyordu o topukların çığlığı. Sesi kısılmıştı çıkmıyordu çığlıklar. Son turunu attığında yüzü asılmıştı deli çığlıklarının sahibinin büzüşmüştü yüzü. Son demlerini yaşıyodu topukların çığlığı. Sert bir ÅŸekilde topuklarını yere vurarak, tüm gücüyle çığlığını son kez duyurarak boynu eÄŸik bir ÅŸekilde ara sokakların birine girdi ve o duyarsız gecelerin karanlığında kayıplara karışıp gitti…

Kege!